Sokakları kahve kokan bir evi vardı…kollarını açtığında sokağın iki duvarını tutamayacak kadar küçülmek isterdi bazen..bu nedenle venedik sokaklarının evindeki koridorlardaki tezahürüyle pek de barışık değildi..ne de turuncu-bej ve soluk kırmızılarla dolu eski amerikan reklamlarına benzeyen iç-sesinden memnundu aslında…birkaç elli saniyelerce yeşil ışık beklerken, kasa üç’ün önünde sıra beklerken, iki seçimden oluşan siparişini verdiği kahveyi beklerken içerlerde bir yerlerde Frank, Ella, Dinah ve daha bir çoğu arka plan müziğini yaparlardı…”içimdeki ses nasıl oluyor da tüm renklerimin satürasyonunu yüzde yetmişlere çekebiliyor” diye hayret ederdi bir de…deli kız…üstüne aldığı renklerle içerdeki hüzünü gizlemeye çalıştı durdu bu yüzden yıllar boyunca…pembenin,kırmızının, yeşilin en’lerini giydi hep..incecik topuklarla kırılganlığını gizledi, saçlarından 80’lerde doğmuş turuncuyu hiç çıkarmadı, ve bir eldiveni olsaydı şimdi kesin Gilda’nın bileklerinden sıyırdığı gibi uzun ve zarif olurdu.. Ama O’nun ellerinden sıyrılmak düşündüğünden daha haşin olmuştu..koca bir kışı eldivensiz geçirmişti bu yüzden…ve eğer bir ağaç olsaydı kalbi ,bu yılki halkası gözle görülmeyecek boyutta olurdu…eldivensizlik-soğuk ve yağışsız kış yüzünden…
Sokakları paylaştıkça genişleyen bir evi vardı…az miktarda “çok sevdiği”yle fransız chansonlarının türkçe aranjmanlarını söyleyerek büyüttü o sokakları…benim bütün rüyalarım seninle eşliğinde beyaza boyanmış, özenle hayal edilmiş ferforje aplikler sarı ışıkla sulardı koridorun iki yanına yerleşmiş çiçek yüzlü sevilenleri..”sevilen” derdi her birine evine gelenlerin…sarı ışıkla beraber temadan bağımsız bir romantikliğe bürünen yüzleriyle, tüm “sevilen”ler o koridorun taşıyıcısıydı aslında… üstüne zaman sıvanmış koridorlar sevilenlerle ayakta kaldı yıllarca, boyasız,süssüz, oldukları gibi…bu yüzdendir ki mahal listesinde asla sıva+boya diye pozlanmadı bu koridorlar …sevilenlerden yapıldılar, ve tabiri doğruysa eğer; zamanlandılar…an geldi on yıllık bir sıva döküldü ve bir fırtına on yıllık bir sevilenle durdu..an geldi 6 aylık bir sıva seramik zeminde hepi topu iki karelik gözyaşlarını küçücük bir kumsalla örttü…taşıyıcılardan dökülen kumlarla tüm selleri atlattı bu sokaklar, bugünse hümeyra’nın sessiz gemisi eşliğinde venedik sokaklarına dönmüşler; dar,sonu çıkmaz mı değil mi bilinmeyen ve yanları, arkaları, kenarları ıslak sokaklar…
Sokakları sağlı sollu sıralanmış odalarla uzayan bir evi vardı…her birinin mimarisi eşsiz duyugücünün bir eseriydi…hüzünle inşa edilmiş nişleri olan odalar vardı mesela, ve de küçük pencereli odalar ve hatta penceresiz odalar içine kaçmaktan çekindiği…her birine ayrı bir kirişin altından yürüyerek,koşarak,susarak, çoğu zaman hiç tereddüt etmeden girdi…ve odanın nişleri,pencereleri, varsa renkleri kaybolmaya başladığı anda kirişinin altına sığındı, belki sokağına kaçmadan onu tutabilecek kadar güçlü olurdu bu sefer…olmadı gitti… eşsiz bildiği kirişler her seferinde odanın eşiğini örttüler…ve o her moloz yığının yanından yürürken kendi depreminden kendini koruyabilecek güçte bir kiriş aramaya devam etti…
Deprem anında kiriş’in altında durmayı kimden öğrendiğini sorarsanız, ona masallar anlatan bir kadındır. Kirişlerin oda kapılarına, hol girişlerine ve insanı bildiğimiz dünyadan iç dünyaya geçiren eşiklere saklandığını ise mimar olmaya çalışırken öğrendi…
Çok yazdı yıllarca, çok çizdi ama kalbinin yatay kesitinde planladığı geniş halka için, yağacak yağmurlara dayanacak, odasının eşiğinden geçecek ve içeri döşenecek nice duygulara engel olmayacak ters kiriş henüz bildiğimiz sözlüklere geçmedi…ama yeni bir sözlüğün ilk kelimesi oldu…
Kiriş (tdk/türk dil kurumu): Dört köşe kalın keresteden, demirden veya betonarmeden yapılmışyatay destek parçası
Kiriş (ddk/duygusal dil kurumu): bildiğimiz dünya ile iç dünyamız arasındaki eşikte, olası bir duygusal deprem anında arada kalan duvarın iki dünya arasındaki tüm iletişimi kesecek şekilde yıkılmasını önleyecek, eşikteyken güvende ve kendiniz gibi hissetmenizi sağlayacak , bilinen ölçütlerden bağımsız, sizin eşiğinize göre şekillenmiş “sevilen”