Monthly Archive for May, 2005

01052005-Veda

Kaybedenler tiyatrosu No:8

Büyük bir sahne..küflü yeşil kadife perdeler….ahşap yer döşemesi çiziklerle dolmuş…sahne arkasında limoni bir koku, ve küçük de bir oda…No:8…no:7 nerde bilmiyorum, 9 da uzun sürelerdir kayıp…komşuluk çok eski bir rivayet buralarda …no:8…sessiz kapıyı itip içeri girebiliyorsunuz, kapı tokmağı yıllar önce emekli oldu işinden..sarnıç gölgeleri taşıyan bir manzara karşılıyor sizi.. Yosun tutmuş duvarlarında anlamsız birkaç tablo asılı,dekor çok tanıdık gibi geliyor ilk bakışta…klasik bir metruk sahne, meşum bir aşkın pençesinden yeni kurtulmuşçasına sendeleyen 4 duvar, belki de 3,5 demeli..eğri büğrü bir delik barındıran kuzey cephesini göz önünde bulundurursak…pencere yok..sağırlık irrite ediyor insanı içeride…dışarı gelince; kapının dışına, turkuazla kirlenmiş koridorlar asılmış…yürürken yanlış perspektife aldanıp baş kısmınızın sivrildiğini zannediyorsunuz…oysa, asılı koridor yerçekimine teslim olmuş da etekleri yayılmış yere..
hakikaten garip bir perspektif bu iki duvar arasındaki…ve de dar…iki kolunuzu açın iki yana işte duvarların hakimi sizsiniz…küçük dünyalarda olamadığımız tüm öykünülen kahramanlara ithafen…ben kahraman olmak isteyen fakat hiç olamayan…ne biçim hikaye bu…ne canavarlar var ne de canavarlara karşı duran kahramanlar..ne de hikaye var aslında…Üç beş cümleyle yetineceğiz…her ömrümüzde olduğu gibi..bir gün gelir de bir sayfa dolusu yazıyla biterse bir ömrümüz, o zaman deriz; ne hikaye be…
Çok mu sevdim bu tiyatroyu…hiç de sevmedim..bu nevrotik cümlelerin hepsi buradaki tüm oyunculara ithaf edilmiştir..bu yazılanların kişisel yansıması sadece hüzündür…kader değişmeyince değişmiyor…
Neyse…dönelim no:8’e..posta kutusu yok, sadece kapı numarası ve yaldızları soyulmuş bir kapı tokmağı…
Bir adres için oldukça minimal bir yaklaşım…turkuazla kirlenmiş koridorda, kapıya bakarken,
inanılmaz bir yalnızlık hissediyor insan..sanırım renklerden, bozuk bir sarı ve turkuaz gölgeler ve yine o limoni koku…hani kahramanın parfümü olsa anlayacağız ama değil…kahraman bu hikayeye dahil değil..
Adı geçen kahraman bu hikayede doğmadı..aslen başka bir hikayede bir ayın sekizinde gözlerini açtı…bu hikayeye dahil olmasında en büyük etken garip bir numara benzerliğinden öte değildir…konu uzmanları bunun iki hikayedeki eşsiz bir tesadüf ile yaşanan 8 sayısındaki kırılmadan kaynaklandığını söylüyorlar..bana kalırsa sebep bu kadar masalsı değil…bir ayın sekizinde doğmuş olan bu sayın kahraman aslında çok uzun zamandır derin bir keder içerisindeydi ve talihsiz bir hapşırık gibi kendisinden kopuveren bir doğum günü dileğinde kendini 8 no.lu odanın hikayesinde buldu…

Adı geçen bu kahraman, bir gün geldi ki 8 no.lu odayı boşalttı…taşındı…

İşte böyle, hikayenin bu kısmında asıl kahraman ortaya çıkıyor, bu 10 aylık hikayenin sözde kahramanının kahramansızlığa tak demiş dünyasının kahramanı…Taşınmanın en güzel yanı da bu olsa gerek birkaç numara farkından ziyade…
8 numaradan 121 numaraya olan bu ince taşınma ve tanışma hikayesi sözde kahramanımız için çok önemli bir döneme işaret eder ki; artık o limoni koku eteklerinden sarkmamaktadır ve kuzey duvarındaki delik yoğun bir ‘mut’ duygusuyla örülmüştür…’mut’lu olmanın verdiği rehavette asıl kahramanın etkisi çoktur..
Bu asıl kahraman ,yıllardır süregelen bu kahramanlık mesleğini oldukça başarılı bir şekilde ifa etmektedir ve kesinlikle hayatla ilgili matematik işlemlerinde sözde kahramanımızdan daha başarılıdır..İnşa ettiği kuleler hiç yıkılmamıştır, velhasıl sözde kahramanımızınki gibi sakil bir imzası olmadığından altına imza attığı herşey sapasağlamdır.
Asıl kahramanımız, günün birinde odasına uğrayan bu sözde kahramanın imla hatalarını hatırı sayılabilecek bir ölçüde düzeltmiştir, ki bahsi geçen imla hataları tamamen hayata dair cümlelerde geçen ve sözde kahramanın cebine noktalar olarak geri dönen hatalar olmuşlardır. Sözde kahramanımız “virgül” adı verilen bir imla gereciyle tanışmıştır ki bu, kesintilerle yaşadığı zamanlarda büyük bir kolaylık sağlamıştır.Cümleler öyle ya da böyle yazılmaya devam edilmektedir ve virgüller kompozisyonun kompozisyona benzemesinde büyük etken oluştururlar.
Tüm bu öğretilerden ziyade, asıl kahramanımız kendi küçük dünyasında yadırgamamıştır bu sözde kahramanı, en çok da bu saymıştır…
*******

Aslında şöyle bir durup, küçük bir matematik hesabı yaptığımda hayatımın yaklaşık olarak 7/9unun ailem dışından kişilerle ve hiç de evim diyemediğim yerlerde geçtiğini farkettim..Ve hayatımın son 10 ayında bu oranın 8.5/9a çıkmış olmasına rağmen farkın baş ve kalp ağrıtmamasının tek nedeni bu asıl sizsiniz.
Ben o 121 numarada komşuluk ne güzeldir bir kez daha anladım, siz bulunmayacak bir 9 numara oldunuz benim “rivayet edilen” 8 numarama.
Teşekkür kelimelerinin bile yetersiz kalacağı nihavend makamdan çalagelen şu saatlerde ben yine de size, saçma sapan sorularımı yanıtladığınız, bet sesimi dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Ama herşeyden çok yakınlığınız için teşekkür ediyorum..

Bu bir ara kesit hikayesi asla bir son bölüm değil, bu zaten romanın girizgah kısmı. Bu sebeptendir ki günün 5/12sinde görüşemeyecek olsak da, 3.5/12sinde muhtemelen uyuyor olsak da, geriye kalan 3.5/12si hayatımızda hiç de önemsenmeyecek bir vakit değildir. Her zaman için ;zaman, zaman yaratabilen için yavaş akar, geri kalanları çabuk tüketir…