Ne yazacağını bilmeden bir sayfayı açmak ne kadar da garip aslında…ne diyeceğini bilmeden tanıdık bir yüzün karşısında sessiz kalmak gibi…güvenilir ama tedirginlik uyandıracak kadar da yalnızlık duygusunu tetikleyen bir durum..söylenecek sözler için geç mi kalınmış yoksa susulacak sözler için çok atak bir tavır mı boş sayfanın önüne oturmak bilemiyorum..iki sayısını unutturacak kadar yalnız bir durum, sadece onu biliyorum..sessizlik bazen çok aldatıcı olabiliyor..bir birlikteliği, -ikilikteliği- , -tekliktelik- haline çok kolay çevirebiliyor..
Bugün bu odada, sanki kalbim ikiye bölünmüş gibi yine…oda gibi..o da ben gibi..yarım yamalak, gün ve gece arasındaki geçişi algılatmayacak kadar küçük penceresiyle dünya ve oda ayrımını iliklerinize dek hissettiğiniz, şu saatlerde gün ışığından çoktaaaan geçmiş ve bölüne bölüne avuçiçi kadar kalmış bir dünya altkümesi..Çocukluktan kalma bir masaldan hatırladığım gibi; kutu kutu içinde kutu tabiri bir evi ne kadar tanımlıyorsa ben de o kadar mimar halimle kendi altkümemde üç beş elemanla, aynı boş sayfalar karşısında ne diyeceğimi bilmeden oturduğum gibi, oturuyorum..kalbim ikiye bölünmüş, gerçeklik ikiye bölünmüş, odam bölündükçe bölünmüş, ben matematiğe ağlayayım durayım en iyisi…
Her yanım kümelerle dolmuş..Bir de bana bakın, ben hep aynı venn şemasında aynı noktayla tanımlanan; isminin önüne, ardına hep aynı kelimeler iliştirilen ve tek eleman olmaktan kurtulamayan zavallı kahraman..Kesişen, çarpışan, birleşen, ayrılan kümeler arasında formun getirdiği kısıtlamalardan ötürü sıkışıp kamış bir eleman..hepiniz toplayın öğretmenlerinizi..belki biri beni kurtarır..
Kalbime geri dönelim..dedim ya ikiye bölünmüş gibi..bildiklerim hissettiklerimden çok daha az, ama bu küme yaşantısını ele geçirmiş olan HK -his kuvvetleri-, yönetimi elden bırakmamakta oldukça kararlı.Bir yanım birbirinin içine yerleştirilmiş kutuları tek tek kapatmak, ve en dıştakine gelince durup bu garip boş doluluğun keyfini sürmek istiyor.Bu aslında, her sabah dağılan odanızı her akşam dolaplara tıkarak sahte düzeninizde saltanat sürmeye çalıştığınız akşam saatlerinizdeki eylemle hiç de alakasız olamayan bir hareket. Ve de özünde çok tanıdık gelen bu eylemi içinizdeki kutularla yapmak oldukça güç olmaya başlıyor.Hayret, temizlikte ve toplamakta bu kadar da başarılı gözüken elleriniz, iş kalbinize gelince sakil bir şekilde beceriksizleşiyor..İşte bu bildiğim şey; elde var bir…diğer yanım eklemek istiyor..taşarcasına dolsun kutular ve bu hiç de minimalist olmayan mimari yürüsün gitsin..yüzüm al al görünecekse palyaço yüzü kadar allaşsın, ellerim soğuk odalardaki kadar üşüyecekse varsın donsun yerden kadıramayacağım kadar ağırlaşsın..gerçi bu özkütle-kütle indeksleriyle ne kadar donabilir ya da ne kadar ağırlaşabilir bilmiyorum ama varsın masallardaki gibi olsun o da, sözde gerçekliğe olan bu anlamsızlık derecesindeki saplantılı ve oldukça da sancılı inanç bilinen tüm madde yasalarını değiştirsin..god bless you newton..