Monthly Archive for May, 2010

DIY Frozen Pops!!



Super, super, super, exactly what i need, and now that summer has finally arrived (and left ankara for this week :( ), it is über-super!!. The pop maker doesn’t require plugging in, you only have to freeze the base for a while then you simply pour in your mixes and watch them freeze before your eyes. If you’re also saying “i have to have one too”, here it is for 49,50USD.

Step into the Sensory Box


I’m really curious about how they did this..Step into the Sensory Box was programmed and designed by studio Super Bien.

170510-denizli güneşsiz bir şehir

denizsiz bir sehirden kalkip ayaklarınızı suya soktuğunuz bir sabah, denizsiz şehrinizde bıraktığınız güneşten ne kadar uzak olduğunuzu anlayamazsınız…evvelki akşam ayaklarınıza baharı getirmiş kırmızı ojeler yeşilimsi mavi suyun altinda küçük çiçekler gibi yeşillenirken, uzun bir kumsalın eşiğinden düşme korkusuyla karşı karşıya kalırsınız bir an… suyun altindaki küçük çiçek bahçesinin ucunda kabarık gri tütüsüyle bekleyen bir balerin gibi dengeye dair hesaplar yapmaya başlarsınız…düş-seniz ne kadar derine gidersiniz, ona ne kadar eğilseniz deniz sizi alir götürür ve de etrafınıza ördüğünüz betondan tütü kac dakikada dibe oturtur içinde hapsolmuş bedeni…kollarınızı dışınızdaki balerine yakışır biçimde başınızın üstünde zarif bir elips yapacak şekilde birleştirirsiniz, rüzgar elipsinizin içinden geçip giderken matematiğe küfredip, isyan eden ayak parmaklarınıza güzel bir piroutte hediye edersiniz…küçükken annenizin sizi bale kursuna göndermemiş olmasina hayıflanıp durduğunuz bunca yıldan sonra, fame-save the last dance-dirty dancing üçlemesinden cok umutsuz bir anda bedeninizi 360 derece döndürebilmeyi öğrenmiş olmanıza hayret edersiniz.. resitali yarıda bırakıp saçınıza yuva yapmış altın kum taneleriyle güneşli şehrinize dönersiniz… şofbeni yakıp bir avuç şampuanla yıkarsınız koca bir denizi, baharı getirmiş ayak parmaklarınızın etrafında küçük bir altın kumsal bırakıp mavi bornozunuzun içinde güneş saçlı kız olursunuz yine…

Before Sunset

Before_Sunset
Hoping for “before sunset” to happen to me one day, maybe not in Paris or let me say; preferably but not likely in Paris, i got stuck at Julie Delpy’s words; “Memories are wonderful things, if you don’t have to deal with the past.”

Paperself Eyelashes





Just added Paperself Eyelashes designed by Ting Yu Wang to my wishlist. They’re insanely beautiful and what is really striking is to see these on in person.“Inspired by the art of Chinese paper-cutting, Eyelashes blend an element of traditional culture with contemporary design. Intricately cut and delicately pretty, Eyelashes are available in three styles, each infused with symbolic meaning rooted in Chinese culture.”

Corap at work


Corap at work with her favorite mug and her favorite snacks around:) What a mess she has made around her mac pro!! :)

Floor to Heaven



Mystic carpet in the form of an old oak tree, by German design firm Floor to Heaven.

Spiral eye sewing needle


Now, this is definitely an important invention:) One brilliant seamstress , Pam Turner, created a sewing needle with a sideways opening that makes it so easy to thread a needle. Spiral Eye Needles come in sets of 3 different sizes so that your grandma won’t ask you again for this heavy work!! Check it out here.

080510-Eve yolculuk; annem için…

Kimileri otobüse biner, kimileri uçağa, kimileri minibüse, kimileri de tabana kuvvet arşınlar sokakları…herkesin ayrıdır eve gidişi, benimki ayrı…ben penceremin önüne otururum, iki bardak meyve çayını penceremin önüne koyarım, biri şekersiz biri iki tane tatlandırıcılı, bir yudumda 330 km yol katederim ve eve gelirim…dorothy gibi kırmızı ayakkabılarım yok, ona benzer bir hikayem de yok doğrusu, ben evinin kapısından hayatının 1/3ünde ayağında makosenler ve dizinin altında biten eteğiyle çıkmış ve şimdi topuk boyu 11 cm’e yükselirken evinin kapısından sığamayacak kadar büyümüş bir “şeyler diyarında ben’im” sadece. Odalarım var bol bol ve boş boş ve de bir canım var işte, fazlası belki bir kanepe belki bir çift perde. Giriş kapısının önünde durup bakıyorum bu ayakkabılarla ben ne kadar da büyüğüm öyle diye. Yıllarını doldurmuş kırmızı terliklerimi giydiğimdeyse ,bir akşam, bir evyenin üzerine oturmuş ısrarla biriktirdiği herşeyi ağlamaya çalışan bir kız çocuğuyken annemden öğrendiğim bu formülü sık sık kullanıyorum.
Bir bardak kendim için çay koyuyorum bir bardak annem için;
Annemin yanında ağlayamadığım zamanları, onunla alışverişe çıkamadığım zamanları, beraber yemek yapamadığımız zamanları, bir kazağının kokusunu çalıp dolabıma sakladığım zamanları, gizlice mutfaktan birer çikolata yürütemediğimiz zamanları, karşılıklı kafa çekemediğimiz zamanları, kapı zilini çalıp annemle karşılaşamadığım zamanları topluyorum. Özellikle kapı zilini çalma lüksünü çok özlüyorum…bazen cebimdeki anahtarlıklar o kadar ağır geliyor ki kaybetmek istiyorum bu çilingir ziyafetini…bir yudum daha çay alıyorum;
Annesinin kuzusu olamadığım zamanlara, onun için babamın çoraplarını yerden toplayamadığım zamanlara, sürpriz yapıp kahvaltı hazırlayamadığım sabahlara, sabah yürüyüşüne katılamadığım zamanlara, en alt kattaki fırında pide sırasına girip eve sıcak pide yetiştirmediğim zamanlara, saçımı nasıl kestirsem diye başının etini yiyemediğim zamanlara kızıyorum. Kızmakla kalmıyorum ya aslında bir de hayıflanıyorum, toplaya toplaya bırakın ceplere, çuvallara sığamayacak keşkelerim ayağıma demir çapa gibi bağlanmış bu denizsiz şehire demirlemiş kalmışım bir de ona sinirleniyorum…sonra bir yudum daha çay alıyorum;
Odamdayım minicik havlular içinde minicik çıplak ayaklarla annemin kaloriferin üstünde ısıttığı fanilayı getirmesini bekliyorum, mutfaktayım sahura kalkmışız kalorifer yanmadığı için annem minifırınla ısıtmış küçük mutfağımızı, annemlerin odasındayım beraber yazlıkları indiriyoruz hurçlar içinde dolabın tepesinden, salondayım Cuma olmuş okuldan gelmişim masada en sevdiğim yemekler ve en sevdiklerim, sonra banyodayım ama çok çok eski evimizde, çamaşır makinesinin üstündeki yazıyı okuyorum “lütfen makinanızı bu kapağın altından tutarak kaldırmayın” yeni öğrenmişim anneme tekrarlıyorum…bu son yudum boğazımı, genzimi ve sol yanımı ciddi bir şekilde yakarken içinde yaşadığım odalar birliğinin banyosundaki yirmi yıl daha yeni çamaşır makinesinin yirmi yıllık yazısını hatırlıyorum, şimdi bende olan minifırına aile yadigarıymış gibi bakıyorum, gülümsüyor muyum, bilmiyorum…ve bir yudum daha çay alıyorum;
Meyve çayları anne gibi kokar mı?kokar.
Yirmi yıllık uzaklık iki bardak çayla kısalır mi?kısalır.
Çalınan bir kazaktaki anne kokusu ne kadar süreyle kalır?yaklaşık 2 hafta, sonra dolaptaki (hayattaki)diğer kokularla karışır.
Çok yalnızım anne diye sadece filmlerdeki ıssız adamlar mı ağlar? Hayır.
Tüm ölçekleri bilmenize rağmen yaptığınız annenizin pilavı annenizin pilavı gibi olur mu?olmaz.
Kalorifer üstündeki fanila sizi eskisi kadar ısıtır mı? Isıtır.
Kalorifer üstünde fanilanız var mıdır? yoktur.
peki;
Yeniden bir çift makosen giyseniz o evin kapısından sığar mısınız?sığamazsınız.
Ama annenizin evde olduğunu bilmek yetmez mi.

Let’s go swimmimg




Argentinian artist Leandro Erlich created this fake pool called The Swimming Pool, for The 21st Century Museum of Contemporary Art in Kanazawa, Japan. Leandro put two clear acrylic glasses about a foot apart and filled the space in between with water. The top surface is also filled with about 4 to 5 inches of water so that it looks like a realistic pool, watch the video, it’s really cool!